Blog
Sağlık Otelciliği, Longevity ve Reha-Kur Merkezleri: Turizmin Geleceği Şekilleniyor
Son günlerde Almanya’da yayın yapan değerli gazeteci Sayın Sefa Doğanay’ın HA-BER platformunda yer verdiği ve Türk turizminin duayen isimlerinden Sayın Hüseyin Baraner’in de içerisinde bulunduğu haber ve değerlendirmeleri büyük bir memnuniyetle takip ettik.
Aslında haberin satır aralarında dikkat çeken çok önemli bir gerçek bulunuyor. Bugün dünyanın gelişmiş turizm destinasyonlarında artık yalnızca deniz, kum, güneş veya klasik konaklama hizmetleri konuşulmuyor. Turizmin geleceği; sağlık, iyi yaşam, longevity, rehabilitasyon, koruyucu sağlık uygulamaları ve sürdürülebilir yaşam deneyimleri etrafında yeniden şekilleniyor.
Bu nedenle Almanya gibi dünyanın en büyük turizm pazarlarından birinde sağlık otelciliği, sağlıklı yaşam tesisleri, wellness merkezleri ve rehabilitasyon konseptlerinin turizm organizasyonlarının merkezinde konuşuluyor olması tesadüf değildir. Bu durum aslında önümüzdeki 10-20 yılın turizm trendlerinin bugünden okunabilmesidir.
Türk turizmine uzun yıllardır yön veren, uluslararası pazarlardaki değişimleri yakından takip eden Sayın Hüseyin Baraner’in bu süreçlerde aktif rol alması ve değerlendirmelerde bulunması da ayrıca önem taşımaktadır. Çünkü turizm sektöründe bazı kişiler bugünü konuşur, bazı kişiler ise geleceği görmeye çalışır. Sayın Baraner’in yıllardır ortaya koyduğu vizyonun en önemli taraflarından biri, uluslararası pazarların dönüşümünü doğru okuyabilmesidir.
Aynı şekilde Sayın Sefa Doğanay’ın Almanya’da yaşayan Türk toplumunu ve Avrupa turizm sektörünü yakından takip eden yayıncılık anlayışı sayesinde bu tür gelişmelerin kamuoyuna aktarılması da sektör açısından son derece kıymetlidir. Çünkü çoğu zaman değişim sessiz başlar. Sektör yeni yönünü belirlerken bunu ilk fark edenler avantaj sağlar. Daha sonra herkes aynı yöne doğru hareket etmeye başlar.
Bugün Avrupa’da yaşanan tam olarak budur.
Almanya, Avusturya ve İsviçre başta olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar yıllardır termal tesislere, kür merkezlerine, rehabilitasyon merkezlerine ve sağlık odaklı konaklama modellerine alışkındır. Özellikle Almanya’da “Kur” kültürü yalnızca bir sağlık hizmeti değil, yaşam kültürünün önemli bir parçası haline gelmiştir.
Artık insanlar yalnızca hastalandıklarında sağlık hizmeti aramıyorlar.
Daha sağlıklı yaşamak, daha uzun yaşamak, yaşam kalitelerini artırmak, kas ve iskelet sistemi problemlerini yönetmek, stresi azaltmak, sağlıklı beslenmek, uyku düzenlerini iyileştirmek, yaşlanmayı yavaşlatmak amacıyla da seyahet ediyorlar.
Bu durum turizm sektöründe tamamen yeni bir ekonomik alan oluşturuyor.
İşte tam bu noktada Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor.
Yıllardır sağlık turizmi denildiğinde daha çok cerrahi işlemler, diş tedavileri veya estetik operasyonlar konuşuluyordu. Oysa bugün dünya pazarının büyüyen tarafı; sağlıklı yaşam, longevity, wellness, rehabilitasyon ve sağlık otelciliğidir.
Türkiye ise bu alanda birçok rakip ülkenin sahip olmadığı avantajlara sahiptir.
Güçlü sağlık altyapısı, uluslararası standartlarda hastaneler, yüksek hizmet kalitesi, termal kaynaklar, iklim avantajı, gelişmiş konaklama altyapısı, ulaşım imkanları ve yetişmiş insan kaynağı ile ülkemiz bu dönüşümün merkezinde yer alabilecek kapasitededir.
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlıkları sürdürülen Esenlik Merkezleri ve Esenlik Üniteleri Yönetmeliği’nin son derece doğru bir zamanda gündeme geldiğini düşünüyoruz.
Uzun yıllardır beklenen bu düzenleme ile birlikte oteller ve termal tesisler yalnızca konaklama hizmeti sunan işletmeler olmaktan çıkacak; sağlık profesyonellerinin görev aldığı, Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenen, uluslararası standartlarda sağlık ve iyi yaşam hizmetleri sunabilen yeni nesil tesislere dönüşebilecektir.
Bugün birçok yatırımcı bu dönüşümün henüz farkında değildir.
Ancak önümüzdeki birkaç yıl içerisinde sağlık otelleri, longevity merkezleri, wellness resortlar, rehabilitasyon tesisleri ve Reha-Kur merkezleri turizm sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri olacaktır.
Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak bizler de tam bu noktada yalnızca bölgesel faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesine geçmeye çalışıyoruz.
Çünkü günümüzde sağlık turizmi, wellness ve longevity gibi alanlar artık yerel değil uluslararası bir bakış açısı gerektiriyor.
Bu nedenle Avrupa’daki gelişmeleri takip ediyor, uluslararası fuarları izliyor, sektör temsilcileriyle görüşüyor, sağlık otelciliği ve esenlik ekosisteminin dünyadaki dönüşümünü anlamaya çalışıyoruz.
Çeşme’den Afyonkarahisar’a, Antalya’dan Avrupa’nın farklı ülkelerine kadar gerçekleştirmeyi planladığımız bilgilendirme toplantıları da bu bakış açısının bir sonucudur.
Amacımız herhangi bir ticari faaliyet yürütmekten çok, sektörün geleceğini şekillendirecek gelişmeleri paydaşlarımızla paylaşmak, yatırımcıları ve işletmecileri yeni döneme hazırlamak ve Türkiye’nin bu büyük dönüşümden en yüksek faydayı sağlamasına katkıda bulunmaktır.
Çünkü inanıyoruz ki sağlık otelciliği, longevity, rehabilitasyon ve sağlıklı yaşam turizmi yalnızca yeni bir ürün değildir.
Bu alan aynı zamanda Türkiye’nin turizm gelirlerini artırabilecek, sezonu 12 aya yayabilecek, hizmet ihracatını güçlendirebilecek ve ülkemizi uluslararası arenada farklılaştırabilecek yeni bir vizyondur.
Bugün Almanya’da konuşulan, uluslararası fuarlarda gündeme gelen ve sektör liderlerinin dikkat çektiği bu dönüşümün yarın Türkiye’nin en önemli turizm başlıklarından biri olacağına inanıyoruz.
Bu nedenle Sayın Hüseyin Baraner gibi turizmin duayen isimlerinin ortaya koyduğu vizyonu, Sayın Sefa Doğanay gibi sektörün nabzını tutan yayıncıların kamuoyuna aktardığı değerlendirmeleri dikkatle takip ediyor; ülkemizin sahip olduğu güçlü sağlık ve turizm altyapısının bu yeni dönemde çok daha büyük başarılara ulaşacağına inanıyoruz.
Turizmin geleceğinde yalnızca oda satışı değil, yaşam kalitesi satışı konuşulacaktır.
Ve görünen o ki dünya bu dönüşüme çoktan başlamıştır.
Ahmet Girgin
Başkan Yardımcısı
Alanya Sağlık Turizmi Derneği